ForumTanem.Net - Gençliğin Yeni Gözdesi


Şamdan Gelen Yahudi Dini Hikaye

 İslam Dini Genel Bilgiler Katagorisinde ve  Kıssalar - Dini Hikayeler Forumunda Bulunan  Şamdan Gelen Yahudi Dini Hikaye Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Şamdan Gelen Yahudi Dini Hikaye oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku. İbn Abbas (r.a.) şöyle anlattı: ...

Go Back   ForumTanem.Net - Gençliğin Yeni Gözdesi > Yüce Dinimiz İslamiyet > İslam Dini Genel Bilgiler > Kıssalar - Dini Hikayeler

Alt 30.12.11   #1 (permalink)
Görevli Bayan Üye
 
TıLSıM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt Tarihi: 14.12.11
Mesajlar: 5.945
Tecrübe Puanı: 12
TıLSıM is on a distinguished road
Standart Şamdan Gelen Yahudi Dini Hikaye

Şamdan Gelen Yahudi Dini Hikaye oku. En güzel hikayeler, ibretlik hikayeler, aşk hikayeleri, hikaye oku.

İbn Abbas (r.a.) şöyle anlattı:

- Şam’da bir Yahudi vardı. Bir cumartesi günü Tevrat’i okudu. Ondaki müjdeyi gördü. Oraya baktığı zaman , dört yerinde Resulüllah (s.a.v.)’in vasfını buldu. Onları kesti ve yaktı.

İkinci bir cumartesi, baktığı zaman, aynı şeyleri, Tevrat’ın sekiz yerinde buldu. Onları da kesip yaktı.

Üçüncü cumartesi baktığı zaman, aynı şeyleri Tevrat’ın oniki yerinde buldu.

Kendi kendine düşündü ve şöyle dedi:

- Eğer bunları da koparırsam, Tevrat’ın tümü onun vasıflarıyla dolacak.

Arkadaşlarına Resulullah (s.a.v.)’i sordu; şöyle dediler:

- Yalancının biridir. En iyisi, ne sen onu gör; ne de o seni görsün.

Şöyle dedi: – Musa’nın Tevrat’ı hakkı için , benim onu ziyaretime kimse engel olamaz.

Onun böyle demesi üzerine izin verdiler. O da, bineğine bindi; gece gündüz yola koyulup gitti.

Medine’ye yaklaştığı zaman; onu Selman karşıladı.

Selman, güzel yüzlüydü. Onu görünce Muhammed (s.a.v.) sandı. Halbuki, Resulullah (s.a.v.) üç gün önce vefat etmişti. Selman ağladı ve şöyle dedi:

- Ben onun kölesiyim.

- Peki o nerede? diye sorunca, Selman(r.a.) düşündü:

- Vefat etti, dese, dönüp gidecek.

- Sağdır dese, yalancı olacak. Şöyle dedi:

- Gel benimle, seni arkadaşlarunun yanuna götüreyim.

Mescide girdiği zaman, ashabın tümü mahzun bir halde idiler.

Resulüllah(s.a.v.)’i onların arasında sanarak:

- Selam sana ey Muhammed! dedi. Bunun üzerine ashabın ağlaması arttı.

- Sen kimsin? Yaramızı tazeledin. Galiba bir yabancısın. Üç gün oluyor. O vefat etti.

Bunu duyan Yahudi bir sayha attı ve şöyle dedi:

- Vay perişanlığıma, o kadar yolum da boşa gitti. Keşke anam beni doğurmasaydı da; Tevrat’ı okumayaydım. Tevrat’ı okuyunca da onun vasfını görmeyeydim. Onun vasfını gördüm; bari kendisini göreydim.

Bundan sonra şöyle dedi.

- Ali burada mı, onu bana anlatsın.

- Evet burada, deyince sordu:

- Adın nedir?

- Ali deyince , şöyle dedi:

- Senin ismini de Tevrat’ta buldum.

Bundan sonra Hz. Ali(r.a.) şöyle anlattı:

- O ne uzun boyluydu; ne de kısa. Başı yuvarlaktı. Alnı genişti. Gözleri siyah ve irice idi. Kirpikleri uzundu. Görüldüğü zaman dişleri arasından nur yayılırdı. Saçlıydı. Elleri ve ayakları etliceydi. Yürüdüğü zaman , yüksek bir yerden iniyormuş gibi ayağını yerden kuvvetle kaldırırdı. İki omuzu arasında nübüvvet mührü vardı.

Yahudi bunları dinledikten sonra şöyle dedi:

- Doğrusun ya Ali, onun Tevrat’taki vasfı da böyledir.

Bundan sonra şöyle dedi:

- Ya Ali! Onun bir elbisesi kaldı mı, koklamak istiyorum.

Bunun üzerine Hz Ali(r.a.), Selman (r.a.)’a şöyle dedi:

- Ey Selman! Fatıma’nın kapısına git ve söyle :

Babası Resulüllah’ın cübbesini versin, getir…

Selman, Fatıma’nın kapısına gitti ve şöyle dedi:

- Ey Peygamberin övündüğü kapı! Ey evliyanın ziynet kapısı.

Hasan ve Hüseyin ağlıyorlardı.

Kapıyı vurunca , Hz. Fatıma içerden şöyle dedi:

- Yetimlerin kapısını çalan kimdir?

- Ben Selman, dedi. Sonra Hz. Ali’nin dediğini ona anlattı.

Bunun üzerine Hz. Fatıma ağladı ve şöyle dedi:

- Babamın cübbesini kim giyecek?

Ona dair şeyler anlattı. Yedi yerinden hurma lifi ile dikili idi.

Hz. Ali onu alıp kokladı.

Sonra sahabe alıp kokladı.

Bundan sonra, Yahudi aldı, kokladı ve şöyle dedi:

- Bunun kokusu ne kadar güzeldir.

Bundan sonra, Resulullah (s.a.v.)’in kabrine gitti.

Başını semaya kaldırdı ve şöyle dedi:

- Ya Rabbi! Sen’in birliğine, eşin ve ortağın bulunmadığına şehadet ederim. Bu kabrin sahibinin, senin Resul’ün ve Habib’in olduğuna şehadet ederim. Onun söylediklerini tasdik ediyorum.

Eğer müslümanlığımı kabul ediyorsan, bu saatte ruhumu al!

Bundan sonra, düşüp öldü.

Onu, Hz. Ali(r.a.) yıkadı. Baki mezarlığına defnetti.

Allah ona rahmet eylesin.

Bizi salihler zümresiyle haşreylesin.

Amin!…
__________________
Sevilmekmi?'hiç Tanımadım Ki..' ya Gülmek? 'çoktan Unuttum'.. Yaşamak Mı?' Boş Ver.. 'aşK Ne Mi? 'büyük Bir Yalan'.. mutsuzluk Mu? 'o Benim Dünyam...
TıLSıM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bugün Param Yok Dini Hikaye TıLSıM Kıssalar - Dini Hikayeler 0 25.12.11 19:41
Bu Kadın Defnedilemez Dini Hikaye TıLSıM Kıssalar - Dini Hikayeler 0 25.12.11 19:40
Bu akşam hindistan'da dini hikaye TıLSıM Kıssalar - Dini Hikayeler 0 25.12.11 19:33
Boşa Yorulmuş dini hikaye TıLSıM Kıssalar - Dini Hikayeler 0 24.12.11 19:10
Bir ev tapusu dini hikaye TıLSıM Kıssalar - Dini Hikayeler 0 23.12.11 18:57


Saat: 18:40


Telif Hakları vBulletin® v3.8.7 Copyright ©2000 - 2012, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir. Ayrıca bu Forum Adamın Aklını Alır :´
İndir | Oyun Oyna | tugrulgross